Akıllı Telefonların Geleceği Ne Olacak?

Konuk yazarımız Erdinç Akkoyunlu’nun akıllı telefonların geleceği hakkındaki yazısı

Tarihin başlangıcından uzay yarışının sahneye çıktığı 1950’li yıllara kadar dünyayı şekillendiren en önemli değişim sanayi idi. Önce 19’uncu yüzyılda buhar gücü, sonra 20’inci yüzyılın başında fosil yakıtları yani petrol, 20’ıncı yüzyılın yarısından itibaren de mikro teknoloji. Bilim dünyası petrol türevi maddelerin süper iletken özelliklerini keşfederek bir milimetre kare alana 1 milyon bilgi sıkıştırabileceklerini öğrenince işler de ticaret de tamamen değişti. İlk olarak bu sistem savunmada kullanıldı. Tank ve topların yerini dünya yörüngesine yerleştirilmiş nükleer füzeler aldı. Ardından da iş ticarileşti. Devletler bu teknolojiden halkların da haberdar olmasını arzuladı. Daha doğrusu büyük silah tüccarları sanayi şirketleri kurarak, pazarlarını genişletmek istedi. Hayatımıza önce büyük, sonra hızlı bilgisayarlar, ardından internet ve nihayetinde mobil telefonlar girdi. Derken 1990’ların ortalarından itibaren de telefonlar ve bilgisayarlar bir evliliğe imza atarak akıllı telefonları meydana getirdi. Ve bu aletlerin telefonun mucidi Graham Bell’in hayatını verdiği cihazla konuşma fonksiyonu dışında hiç ilgisi yoktu… 

JAMES BOND GİBİ

Apple’ın yaptığı doğa üstü  tasarımlar ve geliştirdiği sistemlerle beraber dünya nüfusu yiyecek ekmek bulamamasına karşın, bir akıllı telefon sahibi olmak için canını dişine takmaya başladı. Bilgisayarlı telefonlar sayesinde ofislerin hacimleri küçüldü, posta teşkilatlarının çalışan sayısı azaldı fakat teknoloji için Ar-Ge ve ile data işlemi yapan firmaların sayısı çoğaldı. Geleceğini tasarım mühendisi olarak yaşamak istemeyenlerin yaptığı sağlam tercihler, bilgisayar mühendisliği gibi demode olan bir alanda sönüp gitmeye mahkum kaldı. Sonunda da akıllı cep telefonları işletim sistemleri ve uygulamaları ile beraber dünyanın hakimi konumuna geldi. 

Bugün kişisel akıllı cep telefonu içinde, kendi yüzünün, gözlerinin yani bir anlamda fiziksel DNA’sının örneğini barındırmayan hiçbir insanoğlu yok. Bir dedikoduyu, bir sırrı ve bir gizemi saklamayan kullanıcı da yok gibi. Geçmişin bol aksiyonlu James Bond filmlerinin yerini bugün siyah şapkalı hackerler ortadan kaldırılması ya da kullanıma alınmasını istedikleri kişilerin kişisel bilgilerini çalarak oturdukları yerden yaşıyor. Eğer güvenlik yoksa, dünya bu dijital sırlarla beraber koskocaman bir kaosa sürüklenir hem de çok kısa bir sürede. 

BİZ NE YAPMALIYIZ

Yazılanlar bilim kurgu gibi gelse de, hep beraber şahit olduğumuz bu değişim ilerleyen günlerde hızla süreceğe benziyor. Akıllı cep telefonlarının video ve fotoğraf çekmek, bunları kurgulamak, yazı yazmak, hesap yapmak ve e-posta atmak gibi özelliklerinin yanında film izlemek, müzik dinlemek ve diğer uygulamalarla daha pek çok ihtiyacı tek tuşa dokunarak halletmek gibi fonksiyonları var. Gelecek bilimcilerine göre ilerleyen dönemlerde cep telefonları ile doktorluk hizmetlerinin hemen tümünü almak ve tahlilleri yaptırmak da mümkün olacak. Her bir akıllı telefon birer hastaneye de dönüşecek. Aynı zamanda çoğalan nüfusla beraber çocuklar okula gitmek yerine cep telefonlarından tele öğretmenler vasıtası ile diplomalarını alacakları okulları tamamlayacak. Ve yine cep telefonları üzerinden home ofislerde çalışarak işlerini halleder hale gelecek. Yani dünyanın son 70 yıldaki bizi çok şaşırtan teknolojik değişimi çok değil 20 yıl içinde daha da baş döndüren bir hale gelecek. Peki, tüm bunlar bir yana şu anda hangi cep telefonunu edinmek bir tüketiciye hem ekonomik anlamda fayda sağlar hem de güvenlik ihtiyaçlarını giderir yani onu bir hacklenme durumuna karşı koruyabilir.

Sanırım bu soruya verilecek yüzlerce yanıt var: Buradan çıkan ve çıkması gereken ders ise, Türkiye’nin kendi otomobilini yapma sürecini devam ettirirken, yerlilik oranı yüksek bir cep telefonu işine de canla başla girişmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yoksa bir iPhone’un ya da Samsung’un kaç para olduğu tamamen tüketim ilişkisine bağlı. Çünkü akıllı cep telefonu işi yakında pek çok özellik ve uygulamanın devreye girmesi ile zengin tüketici ve yüksek özelliğe sahip telefon denkleminden çıkacak. Belki de ülkeler birer silah haline gelecek yüksek nitelikteki telefonlarını başka ülkelere satmayarak teknolojik ambargolara imza atacaklar. Peki biz buna hazırlıklı mıyız? Sahi Türkiye’de bir cep telefonuna kaç para verilebilir? Bunların hepsi teknolojik kaosun olmazsa olmaz matruşka sorularından ibaret… 

Kaleme alan
Erdinç Akkoyunlu
Tüm İçerikleri Göster
Yorum Yap

Kaleme alan Erdinç Akkoyunlu