Woman accepting a delivery of cardboard boxes from deliveryman

Anlayışlı Kargoyu Bulan E-Ticarette Dünya Devi Olur

Konuk yazarımız Erdinç Akkoyunlu E-Ticaretin en önemli ihtiyacı hakkında yazıyor.

1980’lerde elektronik eşya almanın yani radyo, televizyon ya da video oynatıcı sahibi olmanın tek yolu, mahallenizdeki beyaz eşya dükkanına gitmekti. Ki henüz yerli markaların zincir mağazaları İstanbul’da yaygın değildi. Her türlü ürünü satan mağazalar peşin yada senet usulü satış yapardı. 1980’lerin ortasında yaşadığımız Ortaköy’de renkli Siemens televizyonlardan birini biz satın almıştık böyle bir mağazadan. 1990’larda işler değişti: Arçelik, Vestel gibi yerli markaların yanında Sony, Grundig gibi yabancı şirketlerin mağazaları yeni yaygınlaşan kredi kartlarıyla satış yapmaya başladı. 2000’in ilk yıllarında da bu halkaya Teknosa, Mediamarkt gibi teknoloji mağazaları girdi. Son olarak da Hepsiburada, Trendyol, Gittigidiyor gibi elektronik ticaret siteleriyle tanıştık. Artık bir ürün satın almanın en kolay yolu, ürünün fiyatını diğer sanal mağazalarla karşılaştırmak ve ürünü deneyimleyenlerin yorumlarını dikkate almaktan geçiyor. Peki bu elektronik alışveriş bu kadar kolay mı?

EN ÖNEMLİSİ TESLİMAT

Hem kişisel deneyimler hem de kaynağı saklı kalmak kaydıyla yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de e-ticaretin en önemli halkasını ne fiyat politikası, ne ürün kalitesi, ne de iade şartları belirliyor. Tüketici zaten kendisine uygun kredi kartını edinmiş, bütçesine uyan ürünü yaptığı karşılaştırmalı analizlerle seçmiş, ürün deneyimlerinden yola çıkarak ne alacağını belirlemiş. Bu konulara yönelmek ve emek harcamak e-ticaret siteleri için vakit ve para kaybından başkası değil artık. Türkiye’de e-ticaretin büyümesinin yegane yolu ulaşımdan geçiyor. İster 1 TL’lik bir kutu kibrit alsın, isterse 20 bin TL değerinde 2 metrelik bir Ultra4K TV, tüketicinin en mutlu olduğu konu ürününün en kısa zamanda ve eksiksiz olarak ona teslim edilmesi. Peki, bu konuda e-ticaret siteleri neler yapıyor. Haklarındaki şikayet her geçen gün büyüyen kargo şirketleriyle çalışan e-ticaret siteleri ürünlerin teslim sürelerini uzattıkça ya iade oranları artıyor ya da memnuniyetsizlik dip yapıyor. Başta İstanbul olmak üzere artık Türkiye’nin hemen her noktasında bir vazgeçilmez haline gelen e-ticarette halledilmesi gereken en büyük konu ürünlerin zamanında ve doğru kişiye tesliminde düğümleniyor.

GECE İŞLERİNE NE DEMELİ

Peki bu sorunu aşmak ne kadar mümkün. Merkezi İstanbul’da olan bir e-ticaret sitesi üstelik de ana deposunda kayıtlı olan bir gece elbisesini, Hakkari’ye yolladığında ‘Sizi evde bulamadık’ notunu paylaşan bir kargo görevlisinin, sektöre ne kadar zarar verdiğini biliyor mu? Örneği İstanbul içindeki semtlere indirgediğinizde de durum değişmezken, ‘Sizi evde bulamadık’ notu ile beraber kendini bir anda e-ticaret sitesinden aldığı ürünün peşinde dedektif gibi semt semt kargo merkezi ararken bulan tüketici, üstelik ürünün istediği gibi çıkmaması ya da bozuk olması durumunda bir de iade için yeniden kargo uğraşına girince suçu bu ulaşım sisteminde değil, e-ticaret sitesinde buluyor.

Bunun çözümü tüm e-ticaret sitelerinin VİP kargo sistemleri kurarak ve bunun bedelini  ürüne yansıtarak satış yapmasından mı geçiyor? Böyle bir ekonomik yükün kaldırılamayacağı ortada, fakat Türkiye’de hele ki İstanbul’da gün içi trafiğinde de kargo görevlilerinin tüm alım ve dağıtım adreslerine yetişemedikleri, yine tüketicinin de aynı saatlerde işinde yada evinde bulunamadığı da bir gerçek. Ekonomik  hacminin 60 milyar TL’yi aşması kimseyi şaşırtmayan e-ticaret sitelerinin artık kargo sorununa çözüm bulmak için gece mesaisini devreye almasının zamanı gelmiş görünüyor. Ürünlerin trafiğin azaldığı saat 20-00 ile 02-00 arasında tüketiciye ulaştırılacağı bir kargo sisteminin kurulması, e-ticaretin hacmini kat be kat artırmaz mı? Tıpkı Avrupa ülkelerinde marketlere gece yarısı mal sevkiyatı yapılıp, şehirde gündüz kamyon ve kamyonet trafiğinin azaltılması gibi bir uygulamanın da Türkiye’de başlaması ve ‘Adresinizde bulamadık’ hatasının ortadan kalkması sektör için olmazsa olmaz gibi duruyor. Eğer bu sistemi bulan ve tüketiciye sadece ürünü teslim etmekle kalmayıp ürünün o anda bozuk, hatalı ya da yanlış olması halinde iade işlemlerini de hallederek yardımcı olan bir kargo teşkilatı hayata geçirilebilirse, Türkiye’deki e-ticaret sitelerinin hepsi birer süper güç olur. 

Kaleme alan
Erdinç Akkoyunlu
Tüm İçerikleri Göster
Yorum Yap

Kaleme alan Erdinç Akkoyunlu