Dijital Ortamda İletişimin Ritmi

“Asıl bu dönemde iletişimin tüm ritmik birikimlerini kullanırsak ayakta kalacağız. Markanızın iletişim ritminin, sesinizin nasıl ve ne kadar çıktığına bağlı olduğunu unutmayın.”

Ritmin kaynağı bazen dalgaların sesi bazen de gürültünün her türlü tekrarıdır veya tekrar eden bir ses olarak kendini ayrıştıran, belli eden bir fenomendir. Ritim, bazen vapurun düdük sesinden, bazen işe giderken kapıları paspaslayan görevlinin elindeki bezden çıkar… Ritim tekrar eden, etmesi gereken, ederken de sizi bir parçası haline getiren veya sizde bir parçası olan her şeydir ama var olması için mutlaka devamlılığa, sürekliliğe ve sürdürülmeye ihtiyacı vardır. E tabii ki bir de sese… Çünkü duyulması gerekir.

Bunu yaparken akışı özenle düzenlemek, kilit noktaları belirlemek, özelliklerini ortaya koymak, ritmi yakalamak adına en önemli unsurlardır. Bazen de bir ritmin açığa çıkması için bir sarsıntı olmalıdır ki bu sarsıntı dünyada ve Türkiye’de ortaya çıkalı uzun zaman oldu ve kendi ritmiyle hayatımızdaki yerini aldı. Hatta tüm insanlığın yaşamındaki ritimleri değiştirdi.

Bizler, bunun içinde de kendi ahenkli ritmimizi bir biçimde yakalamalıyız. Her kişi, her sektör bunu kendi dinamikleri içinde fakat insan faktörü bağımsız yapamıyor. Öyle ki, yeni kazanımlar ve öğretiler de tüm bu ritmin, bu sarsıntının içinden çıkıyor. Sesli olduğu kadar da sessizde… Aklıma bir şiirin bölümü geldi: Bir çiçeğin açarken ki sesinde, diyordu. Ne kadar derin. Ne kadar anlamlı ve düşündürücü. Sessizliğin içindeki ses!

İşte biz iletişimcilerin, markaların, sektörün, insanların ve insanlığın farkında olmasını sağlamamız gereken tam da bunlar: ritim, sarsıntı, sessizlik, ses vs ne varsa tüm bunların içinde iletişimin ritmini yakalamak; tam da bu zamanda devam etmek, iletişimin tüm ritmik birikimlerini dijitale taşıyarak bunları doğru biçimde kullanmak.

Nedir bu dijital ortamlardaki ritmik birikimler:

Kesintisiz iletişimle sağlanan görünürlük,

Sağlanan görünürlükle birlikte ortaya çıkan farkındalık,

Farkındalıkla birlikte gelen (daha fazla) bilinirlik,

Bilinirlikle gelen güvenilirlik,

Güvenilirlikle, tüketicide ortaya çıkan sahip olma arzusu.

En baştaki iletişimin en sondaki satın alma arzusuna dönüşmesi için dijital ortamdaki var olma olgusunun mutlaka, burada sözü edilen adımlardan hiçbirini atlamaması gerekiyor. Kaldı ki bu da ortaya konulan tezi yani ritmik birikimlerin her birinin aslında ortaya bir ses; Marka Sesi çıkardığını açıkça gözler önüne seriyor.

Markanızın iletişim ritminin, sesinizin nasıl ve ne kadar çıktığına bağlı olduğunu unutmayın.

Tüm bu birikimlerin ana unsuru olan insan gücünün ve emeğinin de tabii ki bir arada olmaya ve bunu yaparken de hem kendi adına hem başkası adına hem de marka adına dikkat etmesi gereken kesişim kümeleri var. Bunları da birkaç maddede şu şekilde sıralayabiliriz:

– Yerele ve küresele hizmet edecek bir zihniyete sahip olunması – ki böylece olan biten tüm dinamiklerin farkında olarak iletişimdeki dil unsurları hassas dönemlerde dikkatli kullanılabilir.

– Başkalarına karşı empati kurulması – ki böylece uzaktayken dahi bir olmanın, yakınlıktan veya bir arada bulunmaktan ibaret olmadığı anlaşılabilir.

– Ekipteki kültürel çeşitliliğin değerlendirilmesi – ki böylece sadece yerel projelerde değil küresel projelerde de deneyimlerin ön plana çıkarak, hizmet edilen markanın küresel dinamikleri de uygun bir şekilde yerelleştirilebilir.

– İletişimde açık ve net olunması – ki böylece günün çoğu zamanında yüz yüze olunamayan bu süreçte ortaya çıkabilecek yanlış anlaşılmalar ve zaman kayıpları önlenebilir.

Kaleme alan
Gönenç Atakan
Tüm İçerikleri Göster
Yorum Yap

Kaleme alan Gönenç Atakan