Teknolojinin Yönettiği İnsan

Erdinç Akkoyunlu’dan teknolojinin insan hayatını nasıl şekillendirdiği ve daha fazlası hakkında bir yazı.

Jules Verne’in Denizler Altında 20.000 Fersah romanı yayınlandığında, insanoğlunun yeryüzü macerasında henüz fosil yatıkla çalışan ne içten yanmalı motorla çalışan otomobiller vardı, ne de kanat sistemini kullanan önden çekiçli uçaklar. Böylesi bakir bir keşfedilmemişlik dünyasında insanı her zaman korkutan denizin altında seyahat etmek de dolayısıyla bir hayal bile sayılmazdı, kişiye deli sıfatı verileceği için. Ama Verne’in hayali bir süre sonra gerçek oldu ve devletler askeri operasyonlarını denizaltı araçlarıyla yürütmeye başladılar. Aslında buraya bir çizgi çekmek lazım, çok değil 40 yıl öncesine kadar insan teknolojiyi şekillendiren bir yaratıcıydı. Bugün ise teknolojinin şekillendirdiği bir yaratıcıya dönüştü. Elektrikten başlayarak dünyayı değiştiren teknolojik icatlar plastiğin hayatımıza girmesiyle beraber 1 milimetrekare alana 1 trilyon bilginin sığdırılmasıyla chip’lerin hakimiyetine evrildi. Ardından da insan, kendi değişimini kendi eliyle yarattığı teknolojiye yapay zeka ile devretti. Şimdi herkes dünyayı küçücük bir köye dönüştüreceği öngörülen ama bir evin odasına çevirerek büyük bir kaosa imza atan sosyal medyada daha şık, daha olgun, daha güzel ve daha çekici görünmek için yarışıyor.

TEHLİKE VAR MI

Artık insanın ürettiği teknoloji ile geliştirdiği dünyada değil, teknolojinin değiştirdiği dünyada yaşıyoruz. Bunun en üretken alını da İnstagram, Twitter ve Facebook. Düşünün bir kere: Tüm hareketlerinizi kontrol altına alan ve sizi siz olmaktan çıkaran en büyük değişim bile insanoğlunun sosyal medya kadar etkilemedi, farklılaştırmadı ve dönüştürmedi. Bugün yazılı ve görsel medyanın yerini 5N1K ilkesinin yanından dahi geçmemiş sosyal medya fenomenlerinin paylaşımları alırken, her şeyi doğru kabul etmeye ve peşinden sürüklenmeye hazır bir sosyal medya kitlesi her türlü değişimin öznesi oluyor. Sosyal medyanın hayatımızı teknoloji odağıyla bu kadar değiştirmesinin sebebi, üretim-tüketim-reklam ilişkisinin zincir halkalarını oluşturan çok uluslu şirketlerin yeni tüketici nesli sosyal medya ile şekillendirmek istemesinden kaynaklanıyor. Hayat şartlarının tüm dünyada her geçen gün daha da zorlaşmasıyla beraber, yaşamak için çalışmak zorunda olanların kendilerine ayırmaları gereken vakti başkalarının neler yaptığına ilişkin bir vakit kaybına dönüştürmesi, üstelik de bunun kayıp olduğunu düşünmemesi tehlikenin zirve yaptığı yer aslında. 

TANIŞMANIN YERİNİ ALDI

Eskiden yazılan bilimkurgu romanlarında süper bilgisayarların ki o zaman yapay zeka ismini kullanmak mümkün değildi, aralarına anlaşarak dünyanın kontrolünü eline geçirdiklerine ilişkin kurgular yapılırdı. Bugün çıkıp da birisi eski Yunan mitolojisindeki öfke, seks, ihanet ve gösteriş tanrılarının yerini sosyal medyanın almadığını söyleyebilir mi? Sokakta bir çarpışma ile başlayan aşk hikayelerinin yerini, vücudun sergilendiği İnstagram paylaşımlarından sonra kimin evinde seks yapılacağının kararlaştırıldığı bir yaşa ve unut hayatının alması kimlerin sorunu acaba? 

ZAMAN NE GÖSTERECEK

Teknolojik değişimler her zaman insana sorular sordurur. Bugün zaman makinesini icat edip de geçmişteki hatalarını düzeltmek isteyen kaç kişi olduğuna ilişkin küresel bir anket yapılsa, dünya nüfusunun çoğunluğundan gelecek bir olur ile böyle bir işe kalkışılabilir miydi sizce? İzafiyet teorisinin mucidi Einstein’a göre yaşanmamış zamana yani geleceğe gitmek mümkün değil fakat Dünya’nın çevresinde saatin ters yönüne ışık hızıyla yapılacak bir yolculuk insanın geçmişe gitmesini sağlayabilir. Sahi bugün sosyal medyada geçmiş paylaşımları bile silmeye dönük yeni bir gelişmenin insanı zaman makinesinin icadından daha fazla heyecanlandırması da her halde kayda değer olmalı. Denizler altında bir yolculuğu hayal edip, sonra hayalini teknoloji sayesinde gerçekleştiren insan bugün yarattığı canavarın esiri haline gelip, o ne emrederse onu yapar durumda. Bugünün ilk sosyal medya kuşağı ile durumdan rahatsız görünmüyor. Peki, yakında insanlar birbirileriyle sadece akıllı telefonlarıyla görüştüklerinde ve yüz yüze iletişim bittiğinde, bugünün büyükleri çocuklarının hayatından memnuniyet duyacaklar mı? Onu da bilim kurgu değil, teknolojik gelişmeler gösterecek.

Kaleme alan
Erdinç Akkoyunlu
Tüm İçerikleri Göster
Yorum Yap

Kaleme alan Erdinç Akkoyunlu