Türkiye’den Unicorn çıkar mı?

Her alanda olduğu gibi ülkemiz girişim piyasası da soru işaretleri ve bilinmezler üzerine kurulu. Bu alandaki en büyük soru ise Türkiye’den bir Unicorn çıkıp çıkmayacağı.

Mitolojideki tek boynuzlu uçan at Unicorn’dan gelen bu isim değeri milyar dolar ve üzerinde olan girişimler için kullanılıyor. Diyeceksiniz ki Türk destanı Manas’ta geçen uçan at Tulpar’ın ne eksiği var Unicorn’dan? Ben de diyeceğim ki daha eski ve büyük ihtimalle Unicorn’un da fikir babası Tulpar’ı kaçınız biliyor ki yurtdışına doğru dürüst anlatabilelim.

Tulpar

‘Çoğunuz arama motoruna girip Tulpar yazdı değil mi?’

Aslında bu yazımızın konusunun çıkış noktası bu değil. Ama oldukça ilgili hatta o kadar ilgili ki ülkemizden bir milyar dolarlık girişim çıkmamasının belki de tek sebebi bu içine kapanma, 6 bin yıllık kültürü anlatamama bence. Düşünsenize Türk kültüründe Nardugan olarak bilinen ağaç süsleme ve yılbaşı eğlencesini bile kaptırmışız. Kaptırmakla kalmayıp bugün kutlama yapanlara saldıracak kadar da milli benliğimizi yitirmişiz.

Asıl konumuza dönelim

Bu kadar Türk tarihi yeter deyip konumuza dönelim. 14 Ocak 2020 akşamı gerçekleşen ve benim de katıldığım Deloitte Fast 50 töreni sonrasında cep telefonuma gelen bir mesaj aslında bu yazının çıkış noktası oldu. Çok sevdiğim bir dostum birincilik fotoğrafları ile birlikte şu satırları yazmış: “Listeye girelim derken, hızımızı alamadık galiba :-)”

Sonraki mesaj ise daha ilginç: “Son 4 yılın en hızlı büyüyen teknoloji şirketi olmayı başardık, artık sıra “sizlerin de desteği” ile en iddalı TurkCorn’ u olmayı başarmakta :-))” 

Yazıyı Türk mitolojisine bağlama sebebim de bu TurkCorn benzetmesi oldu ve gerçekten bayıldım.

Sizi başka bir arama yapmak zorunda bırakmadan hemen şirketin adını yazayım: Bulutistan. 

Bundan dört ya da beş sene önce çok sevdiğim arkadaşlarım Begim Başlıgil ve Orçun Özalp tarafından kuruldu Bulutistan. Hiç unutmuyorum kurulum aşamasında beni Etiler’de küçük bir kafeye çağırmışlar, fikirlerini anlatıp yapmak istediklerini uzun uzun anlatmışlardı. Karşılıklı fikir alışverişinden sonra onlara “önünüz çok açık dostlar, elele tutuşun tökezlesiniz de birbirinize destek olup devam edin” dediğimde elbette Türkiye’de son dört yılın en hızlı büyüyen girişimi olacaklarını hayal etmemiştim. Ama inanın o gün bunu bana söylemiş olsalar canı gönülden onlara inanırdım.

Buradan sonra inanmak başarmanın yarısıdır gibi özlü sözler yazmakla uğraşmayacağım. İki arkadaşım da beni ve kalbimi biliyor, ne şekilde olursa olsun onlara desteğim devam edecek. Gün gelip TurkCorn ödülünü aldıklarında ise 14 Ocak akşamında olduğu gibi yanlarında olacağım ama en başında değil, en sonuna kadar.

Fatih Sarı

Kaleme alan
Fatih Sarı
Tüm İçerikleri Göster
Yorum Yap

Kaleme alan Fatih Sarı